Turnuvadaki ilk maçımızda, turnuvanın ilk 45 dakikalık mücadelesinde Granada'ya 1-0 mağlup olan Atletico Madrid ile karşılaştık ve maçı Ernst'in golüyle 1-0 kazandık. İkinci maçta ise Granada ile 0-0 berabere kaldık ancak penaltı atışları sonunda rakibimiz 3-2 üstünlük sağlayınca turnuvayı ikinci tamamladık.
Atletico Madrid maçının büyük bölümünde oyunun kontrolünü elimizde tutmamız, rakipten daha çok pozisyona girmemiz ve galip gelmemiz sevindiriciydi. Atletico Madrid'lilerin yakından tanıyacağı Simao'nun ortasına Sidnei'nin de katkısı eklenince Alman panzeri Ernst ile golü bulduk. 45 dakikaya bir de direkten dönen top sıkıştırdık. Bunun dışında Bebe'nin yakaladığı net bir pozisyon daha var.Granada maçında ise biraz daha tutuktuk. Bu duruma kadronun büyük bölümünün değişmiş olması ve ofansif hattın ilk maça göre daha zayıf kalması sebep olarak sayılabilir. Holosko'nun huylu huyundan vazgeçmez misali rakiplerin üzerine üzerine gidişi ve penaltıda topu abanarak auta atışı bu 45 dakikanın benim açımdan en unutulmaz anlarıydı. Bir de mücadelenin başında Cenk'in şansının da yardımıyla kurtardığı bir top var tabii...
Sonuç olarak toplam 90 dakikalık mücadele sonunda gol yememek güzeldi. İlk yarısı 1-0 biten 90 dakikalık mücadeleyi 0-0 tamamlamak ise bu turnuvaya has bir şey oldu!
Her ne kadar hazırlık turnuvası olsa da kupayı kazanmayı isterdik ancak geçen sezon Villarreal ile oynanan Seramik Kupası maçında olduğu gibi kupayı penaltı atışları ile kaybettik. Ne diyelim, canımız sağolsun...
Stat: Nuevo Los CarmenesHakemler: Raul Chavez Garcia, Jose Antonio Jimenez Real, Manuel Arias Padilla
BEŞİKTAŞ: Rüştü, Ekrem, İbrahim Toraman, Egemen, Necip, Aurelio, Sidnei, Ernst, Bebe, Simao, Quaresma (İsmail).
Atletico Madrid: Joel, Antonio Lopez, Juanfran, Mario Suarez, Gabi (Raul Garcia), Noguera, Silvio, Dominquez, Diego Costa (Valera), Adrian, Cesar (Pedro).
Gol: Dk. 27 Ernst
---
Stat: Nuevo Los Carmenes
Hakemler: Raul Chavez Garcia, Jose Antonio Jimenez Real, Manuel Arias Padilla
BEŞİKTAŞ: Cenk, İsmail, İbrahim Toraman, Sivok, Mehmet Akyüz, Veli, Tanju, Almeida, Fernandes, Hilbert, Holosko.
Granada FC: Jose Juan, Kitoko, İnigo Lopez, Dani Benitez, David Cortes, Mikel Rico, Carlos Calvo, Alex Cruz (Goku), Oscar Perez (İghalo), Felipe, İkechi.
Bu gece, La Liga'ya 36 yıl sonra dönen Granada FC ve İspanya'nın köklü kulüplerinden Atletico Madrid ile karşılaşacağımız üçlü turnuva sayesinde hem BEŞİKTAŞ'a biraz daha doymaya çalışacağız, hem de takımımızın bu sezon La Liga'da mücadele edecek iki takım karşısında neler yapabileceğini görme fırsatımız olacak.
- Cenk ne yaptın kardeşim sen? Kaç kurtarış yaptın 90 dakikada bir ara sayısını unuttuk. Hakan'ın formda oluşuyla keyiflenmiştik, senin bu performansın iyice rahatlattı hepimizi. Rüştü rahat rahat sakatlanabilir, formsuz olabilir, cezalı duruma düşebilir artık...
- Guti'yi izlemek büyük keyif. İlk golde verdiği pas mükemmeldi. Forma da çok yakışmış. Bu denli kaliteli bir oyuncuya sahip olmak çok güzel...
- Schuster bana göre hata yaptı. 2-0 öne geçilen maçta bu kadar fazla oyuncu değişikliğine gerek yoktu. Elbette bu tür maçlar oyuncuları görmek için bir şanstır. Ancak sonunda iyi kötü bir kupanın bulunduğu maçta az çok ne verebilecekleri belliyken Uğur-Tabata gibi oyuncuları sahaya sürmek fazlasıyla gereksizdi. Bu kupayı güzel geçen ilk yarıdan sonra almalıydık...
Afilli oldu başlık İspanyolca yazınca sanki. ''Seramik Kupası'' yazsam bu kara havalı olmazdı herhalde. Şaka bir yana, bir mücadelenin sonunda kupa varsa, BEŞİKTAŞ her zaman kazanmak için oynar. Aksi de düşünülemez 

Nihat'ı tekrar BEŞİKTAŞ formasıyla görmek çok güzeldi. Kısa sürede de olsa memnun edici şeyler gördük. Bir frikik, top kalecideyken saniyeleri sayma, arkadaşlarını alkışlarla yüreklendirme vs. Hoşgeldin tekrar Nihat. Serdar Özkan bildiğimiz gibi. Bobo'nun kafa karışıklığı geçiyor gibi sanki. Bu gece önceki maçlara göre daha istekli ve mücadeleciydi. Uğur ikinci yarı başında olmamalıydı, çok pas hatası yaptı ilk yarıda. Holosko, Tello'nun o ortasını değerlendirmen lazımdı be... Atılan yanılmıyorsam 13 korner vardı ama ciddi tehlike yoktu. Geçen sezonki Bursaspor deplasmanı geldi aklıma. Erhan'ı beğendim. İsmail'in zamana ihtiyacı var belli. Ferrari hatalarını azaltmış gibiydi. Nobre,Sivok ve Ernst bildiğimiz gibi (bu sefer olumlu anlamda). Fink de mücadeleci yapısı ve etkili şutları ile ümitlendirdi. Erkan'dan çok bir şey göremedik. Bu arada ilk yarı bir pozisyonda ayağı kayan Rüştü'nün umarım ciddi bir sorunu yoktur. Hakan'ı da es geçmemek lazım, çok kritik kurtarışlar yaptı.

Dört grubun liderleri yarı finale yükselecekmiş. Bizim grubumuzda Lyon ve Porto var. Lyon, 2003'te bu kupaya katıldığımızda 2-1 yendiğimiz bir takım. Diğer 2 maçta da 1 puan almıştık. Fena değil karnemiz yani.