Özel Kupalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Özel Kupalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Temmuz 2011 Cuma

İspanya'da Yine Penaltılarla Kaybettik... 1-0 / 0-0 (2-3)

Ülkede sahada oynanan futboldan başka her şeyin gündem konusu olduğu şu günlerde 45'er dakikalık iki karşılaşma ile BEŞİKTAŞ'a olan hasretimizi dindirmeye çalıştık.

Turnuvadaki ilk maçımızda, turnuvanın ilk 45 dakikalık mücadelesinde Granada'ya 1-0 mağlup olan Atletico Madrid ile karşılaştık ve maçı Ernst'in golüyle 1-0 kazandık. İkinci maçta ise Granada ile 0-0 berabere kaldık ancak penaltı atışları sonunda rakibimiz 3-2 üstünlük sağlayınca turnuvayı ikinci tamamladık.

Atletico Madrid maçının büyük bölümünde oyunun kontrolünü elimizde tutmamız, rakipten daha çok pozisyona girmemiz ve galip gelmemiz sevindiriciydi. Atletico Madrid'lilerin yakından tanıyacağı Simao'nun ortasına Sidnei'nin de katkısı eklenince Alman panzeri Ernst ile golü bulduk. 45 dakikaya bir de direkten dönen top sıkıştırdık. Bunun dışında Bebe'nin yakaladığı net bir pozisyon daha var.

Granada maçında ise biraz daha tutuktuk. Bu duruma kadronun büyük bölümünün değişmiş olması ve ofansif hattın ilk maça göre daha zayıf kalması sebep olarak sayılabilir. Holosko'nun huylu huyundan vazgeçmez misali rakiplerin üzerine üzerine gidişi ve penaltıda topu abanarak auta atışı bu 45 dakikanın benim açımdan en unutulmaz anlarıydı. Bir de mücadelenin başında Cenk'in şansının da yardımıyla kurtardığı bir top var tabii...

Sonuç olarak toplam 90 dakikalık mücadele sonunda gol yememek güzeldi. İlk yarısı 1-0 biten 90 dakikalık mücadeleyi 0-0 tamamlamak ise bu turnuvaya has bir şey oldu!

Her ne kadar hazırlık turnuvası olsa da kupayı kazanmayı isterdik ancak geçen sezon Villarreal ile oynanan Seramik Kupası maçında olduğu gibi kupayı penaltı atışları ile kaybettik. Ne diyelim, canımız sağolsun...

Stat: Nuevo Los Carmenes
Hakemler: Raul Chavez Garcia, Jose Antonio Jimenez Real, Manuel Arias Padilla
BEŞİKTAŞ: Rüştü, Ekrem, İbrahim Toraman, Egemen, Necip, Aurelio, Sidnei, Ernst, Bebe, Simao, Quaresma (İsmail).
Atletico Madrid: Joel, Antonio Lopez, Juanfran, Mario Suarez, Gabi (Raul Garcia), Noguera, Silvio, Dominquez, Diego Costa (Valera), Adrian, Cesar (Pedro).
Gol: Dk. 27 Ernst
---
Stat: Nuevo Los Carmenes
Hakemler: Raul Chavez Garcia, Jose Antonio Jimenez Real, Manuel Arias Padilla
BEŞİKTAŞ: Cenk, İsmail, İbrahim Toraman, Sivok, Mehmet Akyüz, Veli, Tanju, Almeida, Fernandes, Hilbert, Holosko.
Granada FC: Jose Juan, Kitoko, İnigo Lopez, Dani Benitez, David Cortes, Mikel Rico, Carlos Calvo, Alex Cruz (Goku), Oscar Perez (İghalo), Felipe, İkechi.

21 Temmuz 2011 Perşembe

3'lü Turnuva: BEŞİKTAŞ, Granada, Atletico Madrid

2009/2010 sezonu öncesi oynanan Barış Kupası (ki 2003/04 sezonu başında da aynı kupaya katılmıştık) ve geçen sezon öncesi oynanan Villarreal maçları az çok heyecanlandırmıştı hepimizi. Avrupa'nın önde gelen takımlarına karşı oynanan her maç, hazırlık maçı dahi olsa, heyecanı ve güzel hisleri de içinde barındırıyor zaten. Bu yüzden bugün Granada FC'nin evsahipliğini yapacağı 3'lü turnuva da aynı şeyleri hissettiriyor.

Bu gece, La Liga'ya 36 yıl sonra dönen Granada FC ve İspanya'nın köklü kulüplerinden Atletico Madrid ile karşılaşacağımız üçlü turnuva sayesinde hem BEŞİKTAŞ'a biraz daha doymaya çalışacağız, hem de takımımızın bu sezon La Liga'da mücadele edecek iki takım karşısında neler yapabileceğini görme fırsatımız olacak.

Şüphesiz ki, Atletico Madrid ile oynayacağımız 45 dakikalık müsabaka oyuncumuz Simao için de değişik anlamları içerisinde barındıracak...

SALDIR BEŞİKTAŞIM!

Program:
22:00 Granada FC - Atletico Madrid
23:00 Atletico Madrid - BEŞİKTAŞ
00:00 Granada FC - BEŞİKTAŞ

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Cenk'i Kazandık, Kupayı Kaybettik; 2-2 (6-5 Pen.)

- Cenk ne yaptın kardeşim sen? Kaç kurtarış yaptın 90 dakikada bir ara sayısını unuttuk. Hakan'ın formda oluşuyla keyiflenmiştik, senin bu performansın iyice rahatlattı hepimizi. Rüştü rahat rahat sakatlanabilir, formsuz olabilir, cezalı duruma düşebilir artık...

- Ferrari iki devrede öyle iki kritik müdahele yaptı ki Schuster'e 'sen daha beni tanımıyorsun' der gibiydi. Ferrari'nin sahada duruşu bile kalması için yeterli bir sebep. Böyle bir oyuncuya sahipken göndermeye çalışmak ahmaklıktır. Kusura bakılmasın ama başka bir karşılık bulamıyorum.

- Hilbert'in ikinci maçıydı bu maç. Bazı yorumları okuyorum da sağda solda, kendisini çok çabuk silmişiz gibi gözüküyor. Dezavantajı Quaresma ve Guti gibi oyuncularla aynı zamanda transfer edilmesiydi. Bu 2 yıldızın bize verdiği heyecanı verememesi ona şimdi 'zayıf halk' tanımlaması olarak geri dönüyor. Ben yine de bir süre sonra katkı vermeye başlayacağını düşünüyorum.

- Aynı şekilde Fink'in de kalmasını istiyorum. Bu yüzden bugün iyi bir maç çıkarmasını, kritik müdaheleler yapmasını istiyordum. Necip-Ernst oynamalı ama alternatifleri Uğur olmamalı. Fink takımda kalmalı.

- İsmail'e ise söylenecek söz yok. Vikingur maçında bile zorlanmıştı ama bu maçta yenilen 2.golün öncesi son noktaydı herhalde. Ümitle kıpırdanmasını bekliyoruz ama savunmasını bir adım bile ileri götüremedi 1 senedir. Ve artık bende ümit de kalmadı. Bu kadar kolay çalım yenilmez, bu kadar çabuk geçilmez. İşin kötüsü kendisinde hırs namına birşey de göremiyorum ben. Çok da güzel benimsiyor gibi gözüküyor yediği çalımları...

- Guti'yi izlemek büyük keyif. İlk golde verdiği pas mükemmeldi. Forma da çok yakışmış. Bu denli kaliteli bir oyuncuya sahip olmak çok güzel...

- Yeni formamız da çok şık bu arada...

- Schuster bana göre hata yaptı. 2-0 öne geçilen maçta bu kadar fazla oyuncu değişikliğine gerek yoktu. Elbette bu tür maçlar oyuncuları görmek için bir şanstır. Ancak sonunda iyi kötü bir kupanın bulunduğu maçta az çok ne verebilecekleri belliyken Uğur-Tabata gibi oyuncuları sahaya sürmek fazlasıyla gereksizdi. Bu kupayı güzel geçen ilk yarıdan sonra almalıydık...

- Cenk'i kazanmak ve Guti'yi izlemek babında çok güzel bir geceydi. Hazırlıklar bitiyor artık, Cumartesi günü sezonu açıyoruz. OLEY!

Stat: El Madrigal
BEŞİKTAŞ: Cenk Gönen, İsmail Köybaşı, Guti, Nihat, Ekrem Dağ, Zapotocny, Ferrari, Hilbert, Quaresma, Fink, Bobo, Ersan Gülüm (Dk. 46), Nobre (Dk. 46), Holosko (Dk. 46), Tabata (Dk. 70), Uğur İnceman (Dk. 70), Necip (Dk. 78), Onur (Dk. 89)
Villarreal: Diego Lopez, Oriol, Marchena, Angel Lopez, Santiago Cazorla, Ruben, Fuster, Senna, Marcano, Soriano, Kiko, Capdevila (Dk. 46), Mario (Dk. 46), Cani (Dk. 46), Nilmar (Dk. 46), Altidore (Dk. 56), Montero (Dk. 69)
Goller: Bobo (Dk. 32), Quaresma (Dk. 40), Cani (Dk. 77), Altidore (Dk. 80)
Sarı Kartlar: Ekrem Dağ (Dk. 61)

8 Ağustos 2010 Pazar

Marca'dayız...

Klasik maç öncesi yazısı, Marca sitesinden. Bizim hakkımızda, Guti'nin transferi hakkında ve oynayacağımız maç hakkında bilgiler var. İnsanın hoşuna gidiyor takımıyla ilgili bilgileri/haberleri Marca gibi ünlü bir gazetenin sitesinde görmek. Umarım sadece Guti ve Schuster odaklı olmayı geçip, 4-5 ay sonra Avrupa Ligi'ndeki başarımızla Marca'da yer alırız...

7 Ağustos 2010 Cumartesi

Trofeu de la Ceràmica | Villarreal CF - BEŞİKTAŞ

Villarreal FC - BEŞİKTAŞ
Tarih: 8 Ağustos 2010
Saat: 21:30
Stad: El Madrigal
TV: Atv

Afilli oldu başlık İspanyolca yazınca sanki. ''Seramik Kupası'' yazsam bu kara havalı olmazdı herhalde. Şaka bir yana, bir mücadelenin sonunda kupa varsa, BEŞİKTAŞ her zaman kazanmak için oynar. Aksi de düşünülemez (her ne kadar bazen takımı görmek, gençlerin oynaması daha önemli gözükse de öncelikli hedef başarılı olmaktır). Bu Barış Kupası'nda da böyle, Seramik Kupası'nda da, Efes Cup'ta da.

Haliyle Guti'yi de ilk kez izleme şansı bulabileceğimiz, 11.kez düzenlenen -yani prestijli- ve Villarreal'in bizi davet etme nezaketi gösterdiği bu kupayı kazanmak istiyoruz. Ancak kupa bir kenara, böyle güzel bir kupaya davet edilmek bile insanın ruhunu okşuyor öncelikle. Geçen sezonki Barış Kupası da aynı güzellikleri hissettirmişti bana.

Pazar akşamı ekran başına oturalım, Guti'yi siyah-beyazlı forma altında görelim, Nihat'a İspanyolların gösterdiği saygıyı görüp duygulanalım ve gururlanalım, lig öncesi son sınavımızdan iyi sonuçla ayrılıp, kupayı da kapıp İstanbul'a dönelim. Çok mu şey istedim yani?

SALDIR BEŞİKTAŞIM!

30 Temmuz 2009 Perşembe

Barış Kupası | Güzel Final; 0-0

3.hazırlık maçımız ve ne galibiyet var, ne yenilgi. Lyon ve Porto gibi iyi takımlarla oynayıp, bu prestijli kupayı maç kaybetmeden bitirmek güzel.

Defansta zaman zaman açıklar versek de genel olarak gayet iyiydik bu gece. Sertlikten ödün vermeyen, sert müdahaleler sonrası sinmeyen, 90 dakika pres yapan, yerinde durmayan bir takım halindeydik. Bugün böyle bir performans görmeyi ben ummmuyordum, çok güzel bir sürpriz oldu.

Nihat'ı tekrar BEŞİKTAŞ formasıyla görmek çok güzeldi. Kısa sürede de olsa memnun edici şeyler gördük. Bir frikik, top kalecideyken saniyeleri sayma, arkadaşlarını alkışlarla yüreklendirme vs. Hoşgeldin tekrar Nihat. Serdar Özkan bildiğimiz gibi. Bobo'nun kafa karışıklığı geçiyor gibi sanki. Bu gece önceki maçlara göre daha istekli ve mücadeleciydi. Uğur ikinci yarı başında olmamalıydı, çok pas hatası yaptı ilk yarıda. Holosko, Tello'nun o ortasını değerlendirmen lazımdı be... Atılan yanılmıyorsam 13 korner vardı ama ciddi tehlike yoktu. Geçen sezonki Bursaspor deplasmanı geldi aklıma. Erhan'ı beğendim. İsmail'in zamana ihtiyacı var belli. Ferrari hatalarını azaltmış gibiydi. Nobre,Sivok ve Ernst bildiğimiz gibi (bu sefer olumlu anlamda). Fink de mücadeleci yapısı ve etkili şutları ile ümitlendirdi. Erkan'dan çok bir şey göremedik. Bu arada ilk yarı bir pozisyonda ayağı kayan Rüştü'nün umarım ciddi bir sorunu yoktur. Hakan'ı da es geçmemek lazım, çok kritik kurtarışlar yaptı.

Velhasil; Barış (Kupası) bitti, savaş (2 Ağustos) başlasın...

28 Temmuz 2009 Salı

Barış Kupası | D Grubu 3.maçı: BEŞİKTAŞ - FC Porto

3 Ekim 2007 'te canımız çok yanmıştı. 90+3'te gelen gol ile yıkılmıştık. Belki o gün 1 puan alabilseydik Porto'dan, o sezon ki Avrupa maceramız daha değişik şekilde sonlanacaktı. Bir başka Porto maçı ve bu maç da yakın geleceğimizi etkileyecek öneme sahip.

Kazanırsak, Barış Kupası'nda yarı finale çıkıyoruz. Ve bu belki de Pazar günü oynanacak Süper Kupa'nın ertelenmesine neden olacak. Yok, yarın yenemezsek kupadan eleniyoruz ve Pazar günü Olimpiyat Stadı'nda Fenerbahçe ile karşılaşıyoruz. Ortada bir zorunluluk hali var. Kazanmak zorundayız. Takıma böyle bir zorunluluk halini sezonun başında yüklemek ne kadar doğru olur bilinmez. Ancak prestjili bir kupaya katılmışken, insan ister istemez heyecanlanıyor ve turlama hayali kuruyor.

Zorunluluk halinin yanısıra bir de zorluluk hali var. Saat 23.30'da başlayıp, Futbol Smart'ın yayınlayacağı maçı izleyebilecek cafe bulma zorluğu. Takımımızın sahada, bizim maçı izleyebileceğimiz mekan bulma konusunda işimiz rastgitsin, ne diyeyim... Yarın akşam yarı finalde rakibimiz Atlante/Aston Villa başlıkları atabilmek, ayrıca Sevilla şehrinde 2005 Kasım ayında elde ettiğimiz (Uefa Kupası'ndaki 3-0'lık Sevilla yenilgisi) kötü anıları silebilmek dilegiyle...

26 Temmuz 2009 Pazar

Barış Kupası | Olympique Lyon 1-1 BEŞİKTAŞ

Fazla bir yorum yapmam yersiz olur, maçı izleyemedim çünkü. Günün tesellisi iki arkadaşımın ömür boyu unutamayacakları bir anlarında yanlarında olmamdı.

Bunu yanısıra; Lyon'a Barış Kupası'nda yine yenilmemek güzel. Umutları ikinci maça taşımak güzel. Nobre'nin gol atması güzel. Kötü bir oyun ile geçirdiğimiz söylenen ilk yarının ardından ikinci yarının belli kısımlarında iyi oynamamız güzel. Porto-Lyon 0-0 berabere kalsın. Biz, yenemiyorsak, Porto'yla da 1-1 berabere kalıp, yarı finale uzayalım. Bu plan da güzel.

24 Temmuz 2009 Cuma

Barış Kupası | D Grubu 1.maçı: Olympique Lyon - BEŞİKTAŞ

Futbol 2009/2010 etiketinin ilk yazısı olarak burada yazmıştım Barış Kupası'na katılacağımızı. Sayılı gün geldi, geçti. Yarın kupadaki ilk maçımıza çıkıyoruz. Rakip 2003 yılında Barış Kupası'na katıldığımızda 2-1 mağlup ettiğimiz Olympique Lyon. Maçın başlama saati 21.30. Ne yazık ki ben izleyemeyeceğim gibi duruyor. Ancak Porto maçını mutlaka izleyeceğim. Böylesine prestejli bir turnuvadaki maçlarımızı kaçırmamak lazım.
İyi başlayalım, öyle gitsin. Saldır BEŞİKTAŞIM!

5 Haziran 2009 Cuma

Barış Kupası'ndayız!

24 Temmuz - 2 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek Barış Kupası'na davet edilmişiz. 4.kez düzenlenecek, üst düzey takımların katıldığı bu turnuvaya 2.kez çağrılmak gerçekten çok hoş.


Dört grubun liderleri yarı finale yükselecekmiş. Bizim grubumuzda Lyon ve Porto var. Lyon, 2003'te bu kupaya katıldığımızda 2-1 yendiğimiz bir takım. Diğer 2 maçta da 1 puan almıştık. Fena değil karnemiz yani.

Bu arada yeni etiketi de hayırlı olsun blogun. Bu yazı Futbol 2009/10 etiketinin ilk yazısı olacak. Şampiyonluktan sadece 5 gün sonra 2009/2010'a giriş yapıyoruz. Hayat ne tuhaf, vapurlar filan... :)